Bölüm II : Pianna Savaşçıları (devamı)
Elliden daha az sayıya düştüklerinde, yaratıklar saldırmayı bıraktı ve geriye çekilerek Cypherin şövalyelere doğru ilerlemesine olanak sağladılar.
Şövalyeler Cypher'ın gerçek yüzünü ilk defa gördüler. Devasa yapısı dışında yaşlı bir adama benziyordu. Rivayetlerdeki gibi acımasız bir savaşçı görüntüsünden çok uzaktaydı.
'Hoşgeldiniz, Pianna Şövalyeleri, yorulmuş olmalısınız' diye alay ederek konuştu.
Şövalyeler cevap vermek yerine kılıçlarını sıkıca tutarak seçtikleri hedeflere doğru kaldırdılar ve dosdoğru üzerlerine saldırdılar. Sihirbazlar onlara ateş ve yıldırım ile eşlik etti ve bu saldırının ödülü olarak birkaç yüz yaratığı öldürdüler.
Cypher sadece yaratıklarının acımasızca öldürülüşünü seyretti.
Şövalyeler çoğu adamlarını kaybettiler ancak her şey sona ermişti. Tek bir yaratık bile ayakta kalmamıştı. Mağaranın zemininde, kendi kanlarından oluşan bir gölde yatıyorlardı. Hemen Cypher'ın etrafını çevirdiler.
Fakat bir tanrıyı basit büyüler ve fiziki güç ile yenmeyi düşünmek saf aptallık demekti. Cypher de bunu bildiği için sakin ve korkusuzdu.
Hali hazırda, arkadaşlarının cesetleri kıpırdamaya başlamıştı. Yakında tekrar ayağa kalkacaklardı fakat karşısındaki kişi arkadaşımı veya kardeşimi anlayamayacaktı.
İlk zombinin elleri kılıcı kavradığı anda, hayattaki şövalyelerin aklına birden o dua geldi. Sebebini bilmeden duayı haykırmaya başladılar
Biz senin çocuklarınız
Uzun süre Unutulmuş olsa dahi
Bizi Terk etme
Ölen arkadaşları dirilip ayağa kalktıkça ve silahlandıkça, Pianna şövalyeleri daha önce hiç hissetmedikleri bir korkuya kapıldılar, buna rağmen haykırmaya devam ettiler.
Biz senin çocuklarınız
Uzun süre unutulmuş olsan dahi
Bizi Terk etme
Gittikçe güçlenen haykırdıkları bu cümleler mağara boyunca ilerledi ve tarih öncesi duvarlarda yankılanarak sarkıtları titretti. Daha fazla ayet döküldü ağızlarından
Seninle birlikte olan yine biziz
Sen bizi duyabilirsin
Yalvarışlarımızı duy
Cypher onların bu dualarını önemsemeden alayla izlerken, mağaranın tavanı sarsılmaya başladı ve tavandaki granitler kahramanlarmızın üzerine döküldü, birden fazlası düşen granitlerin altında ezildi. Onlar halen devam ediyordu.
Bu bir son.
Geri dönmek istiyoruz
Bizi evimize ulaştır.
Şimsek gibi bir ışık cennetten fırladı. Logos, yaratıcı tanrı güçlü yayını çekti ve geçmişten bu güne söylenen uzun duaların verdiği enerji ile yüklü oku fırlattı. Ok yıldırım gibi bulutların arasından indi ve Cypher'ın omuzlarının üzerindeki mağaranın tavanını geçerek Cypher'a saplandı.
Logos kutsamış olmasaydı, okun parlaklığından hepsi kör olacaklardı. Cypher yani Patos artık yoktu. Sadece ölmeden önceki zayıf final çığlığı titredi mağaranın içinde.
Çok yumuşak, çok net ve sevgi dolu bir başka ses dedi ki..
"Evinize hoşgeldiniz" |