Bölüm II : Pianna Savaşçıları
Yıllar sonra insanlık altı büyük krallığa bölündü.. Çöllerin akıncıları Hellsgarem, Çelikten gemileri ve limanları ile Buegrant, Arrdeam'ın beyaz şehri, Muhteşem ormancıları ile Planisad Ticaretin merkezi Brisbia ve Batı sahilinde El Morad.
Yaratılış, kırılgan bir seydi. Patos ve yeni Patos-Cypher mevcudiyeti arasında yaşananlardan sonra Carnacta kademe kademe değişiklikler olmaya başladı. Başlangıçtaki değişiklikler önemsizdi, çiçekler yavaşça soluyorlardı, mevsimler önceden tahmin edilemiyordu ve sular bazen paslanmış gibi kahverengiye dönüşüyordu.
Bu tür ufak tefek şeyleri insanlar sadece gözlemliyordu ancak 'Olay' diye ilan edecek bir durum yoktu.Bunları Cypher'da yapmıyordu zaten, o kendisi ile ilgili yeni konuları incelemekle meşguldü.
Acaba Patos yeniden mi canlanmıştı?
Bu defa Carnac'ın her yerinde tuhaf yaratıklar dolaşmaya başlamıştı. Başlangıçta bunları zarar verebilecek vahşi kurtlar, ayılar olarak düşündüler fakat değillerdi, değişik yaratıklardı ve yıllar geçtikçe değişiklikler büyüdü de büyüdü. Bazılarının taşa dönüştüğü görüldü, bunlardan kötüsü arkadaşlarına büyü yapılanlar oldu ve şimdi bildikleri ve anladıkları ölüm seviyesinin ötesinde canlanmış cesetler ortaya çıktı.
Bu cehennemi yaratıklar sayıca öyle çoğaldılarki, insan şehirleri ve onların etrafına çevrilen yüksek kale duvarları ve surlar bile yaratıkları geri püskürtmeye yetersiz kalmaya başladı.
Yiyecek stokları tükendiği için ilk yıkılan krallık Planised oldu. Kısa süre içerisinde Brisbia ve Arrdeam devrildi. Kanlı Barbarların krallığı Hellsgarem bile duvarların yıkılarak krallığın yok olmasını engelleyemedi. Canlı kurtulan azınlık, kendi krallıklarından sağ kurtulmayı başaran Buegrants'ların gemileri ile deniz üzerinden El Morad'a kaçtı.
El Moradın yöneticisi Kral Manes, göçmenleri hiçbir ön yargı göstermeksizin kabul etti ve orduda görev almalarını sağladı. Henüz saldırı yaşamayan şehrin etrafını desteklemek ve kuvvetlendirmek için yeni siperler ve mazgallar inşa ettirdi. Saldırganlar gelmeden önce ihtiyaçlar temin edilerek stoklandı, silahlar güçlendirildi, zırhlar cilalandı. Eğer El Morad yıkılırsa, yeni düzen oluşturmak için, krallığa ve El Morada bağlı sadakatli siviller tespit edilerek kaçış yönleri ve planları hazrılandı.
Olaylar öyle gelişmişti ki, El Morad artık insan neslinin en son kalesi durumuna gelmişti. Eğer o da yıkılırsa, insan soyunun yeniden türemesinin önü kesilmiş olacaktı.
Çok geçmeden yaratıkların saldırıları başladı. Başlangıçtaki dağınık ve düzensiz ataklar, savunmacıların başarılı defansı sayesinde geri püskürtülüyordu ancak saldırılar her geçen gün artıyor ve sürekli yineleniyordu. Bu saldırılar yedi yıl boyunca sürdü. Kral Manes, yedi yıl boyunca halkının çektiği acı ve sıkıntılara karşı kör ve sağır duran tanrılara sürekli dua etti.
Eğer ilk iki yıllık saldırılara alışan ve savaştaki tarz ve yöntemleri ile başarılı olan El Moradlılar, cesaret edip surların altında tüneller açarak dağların arasına giden yollar yapmasalardı, bu hikaye çok kısa sürecekti.
Dağlara kazdıkları tüneller boyunca metal madenleri buldular ve bunlarla daha fazla silah yapıp, mevcut silahlarını geliştirdiler. Yiyecek büyük sorun olmaya başlamıştı ancak tünellerden dağların arasındaki ormana bant yaparak, ağaçları işlediler ve El Morada getirdiler, kazanılan arazide yeterince ürün ekip yetiştirmeyi başardılar. |